Esasen, bir koruyucu hekimlik sistemi olan ve yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan Aromaterapi; bitkilerin, kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök gibi farklı yerlerinden çeşitli yöntemlerle elde edilen uçucu ve sabit yağlar aracılığıyla bütünsel dengeyi amaçlar, vücut ve zihni uyarmak yoluyla kendi kendini desteklemesi ve iyileştirmesi esasına dayanır.

Beş duyu organı içerisinde koku alma duyusu ve dolayısıyla da kokular bilinçaltımızı harekete geçiren tek uyarıcıdır. Aromaterapinin amaçladığı ruh-beden-zihin dengesi normal şartlar altında hastalıkların oluşum nedenlerini bilinçaltına yaptığı etkiyle de hafifletmeye çalışmak olsa da hastanelerde amaçlanan tabiiki sadece hastaya yaratılan bütünsel yaklaşım ortamı,  iyileştirici, rahatlatıcı, canlandırıcı, ağrı kesici ve en önemlisi de mikrop ve virüs öldürücü özelliklerinden yararlanmaktır.

Uçucu yağlar bitki hormonları gibi hareket ederek, bitki fonksiyonlarını yönetip vitamin ve enzimlerin üremesini sağlar, bitkinin içindeki hayati aktiviteleri yönlendirirler ve insanlara uygulandığında da aynı işlevi görürüler. Nörotransmitterler, peptitler, steroidler, hormonlar, enzimler vitaminler ve diğer mesaj taşıyan moleküller gibi hareket ederek vücut fonksiyonlarımıza eşlik eder ve doğadaki en iyi vücut arıtıcıları olarak hücrelerimizi ilaçlardan, kimyasallardan ve hücreler arası iletişimi bozan engellerden, ağır metallerden ve diğer toksinlerden arındırıp, karaciğer, bağırsaklar, ter, akciğerler ve böbrekler yoluyla atılmasını sağlarlar. Ayrıca vitaminlerin ve diğer besinlerin emilimini kolaylaştırır, arttırır ve hücrelere oksijen taşıyıp atık maddelerin atılması yoluyla sağlığımızı korumamıza yardımcı olurlar.

Aromaterapinin iyileştirici ve dengeleyici gücü başta, Almanya, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir çok Avrupa ülkesi ve Amerika’da örneğin, The Cleveland Clinic, Cleveland, OH, Columbia Presbyterian Medical Center, NY Memorial Sloan-Kettering Cancer Center, NY, University of Michigan Hosptial, MI gibi pek çok saygın hastanede, hem doktorlar, hemşireler, sağlık personeli hem de hastalar üzerinde çok yaygın olarak kullanılmaktadır.

Hastanelerde kullanımını önerebileceğimiz uçucu, sabit yağlar ve diğer ürünler neler olabilir dersek; öncelikle Soğuk Buhar Aromaterapi Cihazı içerisine, hem genel alanlarda, hem katlarda hem de hasta odalarında kullanılacak, kekik, okaliptüs, nane gibi uçucu yağlar aracılığı ile anti-virüs,anti-bakteriyel ortam sağlamak, lavanta uçucu yağı ile rahatlık ve gevşeme, personel için greyfurt uçucu yağı ile canlılık, hareketlilik sağlamak olabilirAnti-virüs koklama keseleri ile doktor, hemşire, sağlık personeli ve özellikle de bağışıklık sistemi düşük kanserli hastalarda mikroplardan korunma, soğuk sıkım susam, tatlı badem ve kantaron yağları ile yara, pişik gibi yatmaktan kaynaklanan cilt problemlerini rahatlatma, rafine olmamış tuzlar, tatlı badem yağı ve yine uçucu yağlarla hazırlanan vücut, el ve ayak ovmaları ile vücutta topraklanma yanında kalıcı nemlilik, rahatlama sağlamak ve bunun gibi her hasta ve durum için hazırlanabilecek onlarca başka seçenek olabilir.

Sağlıkla kalın…

Klinik Master Aromaterapist

Aslı San Bilgin